DADALOĞLU DERNEĞİ


2 - OĞUZLAR’IN TARİHİ

OĞUZLAR’IN TARİHİ

Oğuzlar, Gök Türk Devleti’ne mensup Türk boylarından biri olup, dokuz boydan oluşuyor ve VII ve VIII. Yy.da Tula ırmağı boylarında yaşıyorlardı. Onlar, devletin dayandığı önemli boylar arasında idiler. Orkun Kitabelerinde yerli-yabancı, göçebe-yerleşik bütün siyasi ve kavmi topluluklar için “budun” kelimesi kullanılmıştır. Bu topluluklar ise kaç boydan oluşuyorsa o sayıyla anılıyorlardı. Bu yüzden bu dönemlerde Oğuzlar, “Dokuz Oğuz budun” adıyla tanınmışlardır. Bu dokuz boydan ikisinin adı biliniyor (Kunı ve Tonra).

Gök-Türk devleti yıkılmış (630) ve Türkler 50 yıllık bir esaret hayatı yaşamışlardı. Geçen bu süre zarfında bağımsızlık için birçok ayaklanma meydana gelecektir (en meşhuru Kür Şad İsyanı’dır. H. Nihal Atsız, bu olayı Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor adlı romanlarında ölümsüzleştirmiştir). En nihayetinde Kutluk Kağan, başarıya ulaşarak devleti yeniden kurmuştur. İl-Teriş unvanlı Kutluk Kağan, Türk devletini yeniden kurmak için uğraşırken karşısında en güçlü budun olarak Oğuzları bulmuştu. Ötüken merkezli Tula ırmağı boylarında yaşayan (şimdiki Moğolistan) ve Kağan unvanlı bir hükümdar tarafından idare olunan Oğuzlar ile 5 kez savaşıldı ve sonuncu savaşta hükümdarları Baz Kağan yenilerek itaat altına alındılar. Fakat birçok buduna yapıldığı gibi, başlarına kendilerinden biri geçirilmedi ve doğrudan doğruya Kağana bağlandılar. Nitekim Orkun Kitabelerinde “Türk, Oğuz Beyleri, budun işitin” deniliyor. Hatta Bilge Kağan “Dokuz Oğuz budunu kendi budunum idi” demek suretiyle bu bağlılığa işaret etmiştir. Bu zaferden sonra Ötüken merkez olmak üzere Gök-Türk Kağanlığı tekrar kurulacaktır (682).

Kapgan Kağan zamanında birçok budun gibi Oğuzların da devlete isyan ettikleri görülüyor (715-16). Bir yıl içinde Oğuzlar ile 4 kez savaşıldı ise de tam bir netice alınamadı. Kapgan Kağan’ın 716’da ölümü üzerine çıkan taht kavgalarında bazı boylar yurtlarını terk edip uzak yerlere gittiler. Bilge Kağan iş başına geldikten sonra Oğuzlar Çin’e sığındılar (717-18). Ancak daha sonra Oğuzlar tekrar yurtlarına dönüp Gök-Türk Kağanlığına bağlanacaklardır. Nitekim Orkun Kitabelerinde “Oğuz budun”dan bahsedilmektedir. Bilge Kağan’ın ölümünden sonra (734) başlayan iç çekişmeler sonucu Gök-Türk devleti çok zayıfladı. Bunun üzerine Uygur, Karluk ve Basmıllar’dan oluşan üçlü ittifak Gök-Türklere saldırdı. Yapılan mücadeleler sonrası Gök-Türk Kağanlığı yıkılıp yerine Uygur Kağanlığı kuruldu (745). Bu dönemde Oğuzlardan bazı bölüklerin diğer bazı boylar gibi Çin’e gittikleri biliniyor.

Uygur devletinin kurulma aşamasında Oğuzların Uygurlar safında Gök-Türklere karşı savaştıklarını görüyoruz. Ancak devletin kurulmasından kısa bir süre sonra Oğuzlar, isyan ederek devlete cephe alacaklardır (749). Uygur metinlerinde bunlara Sekiz Oğuz deniliyor ki bu sadece bir boyun devlete bağlı olduğunu diğer sekiz boyun ise karşı çıktığını gösteriyor. Uygur Kağanı Moyun Çor, Oğuzlar üzerine seferler düzenleyerek onları itaat altına aldı. Bu tarihten itibaren Oğuzlar, Uygur devletinin aynen Gök-Türkler de olduğu gibi en önemli boyları arasına girdiler. Ancak bu tarihten itibaren onlardan herhangi bir bilgi alamıyoruz. Dokuz Oğuzların sonu ne oldu bilinmiyor.

Bu Dokuz Oğuzlardan ayrı olarak bir de Batı Göktürklerinden olan Oğuzlar vardı ki onlar On Ok’lara mensup idiler. Seyhun kıyılarında yaşayan bu Oğuzlar başka bir Türkeli kendisiyle mukayese edilemeyecek derecede dünya tarihinde pek mühim bir rol oynamıştır. Onlar Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarını kurmuşlar ve Moğol istilasından sonra kavmin varlığını, tarihini, hatıralarını ve kültürünü korumak bakımından Türk Âlemi’nin yegâne kavmi olmak vasfını taşımışlardır.

Seyhun Oğuzları Boz-ok ve Üç-ok diye iki kola ayrılıyorlardı. Yurtları Hazar Denizinden, Seyhun Irmağı boylarındaki Farab ve İsficap yörelerine kadar olan yerler ile bu ırmağın kuzeyindeki bozkırlar idi. Başlarında Yabgu unvanlı bir hükümdarları bulunan Oğuz Yabgu Devleti X. Yy ’ın birinci yarısında müstakil ve kudretli bir devlet idi. Yiğit ve savaşçı olan Oğuzlar, hiç bir zaman başka bir devlete tabi olmadılar. Oğuzların komşuları ile ilişkileri pek dostça olmamıştır. Özellikle batılarında bulunan Peçenekler ve Hazarlarla devamlı surette mücadele etmişlerdir. Bu mücadeleler esnasında çoğunlukla yurtlarını bırakıp kaçan Peçeneklerden az bir grubun Oğuz birliğine katılarak onun bir boyunu oluşturduğunu biliyoruz. Oğuzların Bulgarlarla ilişkileri ise tersine dostçaydı. Oğuzların güney sınırlarında ise oldukça rahat ve zengin olan Müslümanlar bulunuyordu. Oğuzlar, doğu komşuları Karluklar ile de sürekli savaşmışlardır. Hatta bu savaşlardan birinde Oğuz Yabgusu dahi ölmüştü. Oğuzların kuzey komşuları Kıpçaklar ile ilişkileri ise bazen savaş bazen barış şeklinde sürüyordu. X. yy ’da gelişen iktisadi hayat ve ticari yoğunluk Oğuz yurtlarında zenginliğin artmasına ve buna bağlı olarak şehir hayatının gelişmesine sebep olmuştur. Böylece yeni şehirler kurulmuş ve yüksek bir kültür meydana gelmiştir. Yine bu sıralardaki ticari münasebetler vasıtasıyla İslamiyet’te hızlı bir şekilde Oğuzlar arasında yayılmaya başlamıştır.

Oğuz Devleti’nin ne zaman ve nasıl ortadan kalktığı bilinmiyor. Ancak iç çekişmeler sonucu XI. yy başlarında yıkıldığı tahmin ediliyor (1003’ten az önce). Bu iç çekişmelerden dolayı bazı Oğuz boyları yurtlarını terk edip dağılmışlardır. Bu dağılanlardan birisi Dukak beyin oğlu Selçuk ve aşiretidir. İç çekişmeler sırasında öldürüleceğini anlayan Oğuz Devleti’nin Su Başısı (ordu komutanı) Selçuk, aşiretini alarak Cend şehrine geldi (985). Bunlar, bir müddet sonra İslam dinini kabul etmişlerdir. Saman-Oğulları devletini diriltmek isteyen El-Muntasır, 1003’te yardım için Oğuzların yanına gelmişti. İşte bu Oğuzlar Selçuk Beye bağlı Oğuzlar idi. Bu Oğuzlar 1040 yılında Dandanakan Savaşıyla Gaznelileri yenip kendi devletlerini kurdular. Selçuklu Devleti’nin kurulması üzerine Oğuz ülkesinden dalgalar halinde Selçuklu topraklarına göçler başladı. Selçuklular, bu nüfusu iyi kullanarak Bizans sınırına uzanan geniş bir İmparatorluk kurdular. 11. yüzyılda İslam dini artık Oğuzların dini haline gelmişti. Türkmen adıyla da anılan Oğuzlar, Bizans karşısında savunmasız kalan ve manen çürümüş olan İslam Âlemi’nin de yeni ve tükenmez kuvvet kaynağı olmuşlardır.

İslamlığın etkisiyle çoğunlukla yerleşik hayata geçen Oğuzlar, göçebe kavimdaşları tarafından yatuk (tembel) diye aşağılanmıştır. Göçebe Oğuzların sürekli yer değiştirerek yağma yapmalarına karşılık, şehirlerde yaşayan Oğuzlar, Moğol istilası ile birlikte çoğunlukla yerlerinden kalkarak Horasan ve İran’ın bazı yerlerine kaçtılar. Moğolların İran’a gelmesiyle de Anadolu’ya geldiler. Bu göçlerin ilerde Anadolu’nun fethiyle sonuçlanacak ve Osmanlı Devletinin kurulmasına yol açacak önemli olaylara kaynaklık ettiğini biliyoruz.

Oğuz Yabguluğunun dağılmasıyla bir kısım Oğuz boyları ise göç ederek Karadenizin kuzeyine gelmişlerdi (1054). Rusların Tork dedikleri bu Oğuzlar, 1055 yılında ise batıdaki Dnyeper (Özü) nehrine ulaşmışlardı. Ancak bunlar 1060 yılında Ruslarla yaptıkları savaşı kaybederek Aşağı Tuna’ya göç ettiler. Burada da fazla kalmayarak 1065’te Tuna’yı geçip Balkanlar’a akınlara başladılar. Bizans kaynaklarında bunlara Uz (yani Oğuz) denilmiştir. Bu Oğuzların sonu felaketle sonuçlandı. Eski düşmanları Peçeneklerin saldırıları, soğuklar, salgın hastalıklar ve açlık yüzünden bir kısmı yok oldu. Neticede bir güç olmaktan çıktılar ve birliklerini koruyamayarak bazıları Bizans’a sığındı, bazıları ise Rusların emrine girdi. Bizans kendisine sığınan Oğuzları özellikle Makedonya’da iskân etti. Bu Oğuzlar, Peçeneklerle beraber Bizans ordusunda görev almışlar ve Malazgirt Savaşına katılmışlardır. Savaş sırasında ise başbuğları Tamış önderliğinde Selçuklu safına geçip savaşı Selçukluların kazanmasını sağladılar. Bu onların Hıristiyan olmalarına rağmen Türklüklerini muhafaza ettiklerini gösteriyor. Rus prenslerinin emrine girenler ise 13. yüzyıla kadar varlıklarını sürdürdüler. Ama zamanla bunlar Hıristiyanlaşan diğer Türk boyları gibi milli kimliklerini kaybedip maalesef yerli ırklar arasında erimişlerdir.[1][6]

 


[1][6] Bu konuda detaylı bilgi için bakınız: Sümer, Oğuzlar, s.14-68
Hava Durumu
Anlık
Yarın
4° -3°