DADALOĞLU DERNEĞİ

10-KARABAĞ HANLIĞI (1748-1828)

KARABAĞ HANLIĞI (1748-1828)

Karabağ, Azerbaycan’da Kür ve Aras ırmakları ile Gökçe Göl arasında bulunan ve Arran diye anılan bölgenin Türkçe adıdır. Bu bölge tarihi boyunca Türk topluluklarının gelip yerleştiği ve yurt tuttuğu bir yerdir.

Azerbaycan sahasında yaşayan Azeriler; XI. yy. başlarından XIV. yy.a kadar bu bölgeye gelip yurt tutmuş Oğuz Türklerinden oluşmaktadır ve bunların çoğunluğu da Yıvalar ve Afşarlar tarafından teşkil edilmektedir.[1][276] Sav Tekin yönetimindeki Türkler, Müneccimbaşı’nın ifadesiyle, Arran (Karabağ) ülkesinin bütün ova, nahiye, dağ ve kalelerine yerleştiler. Nasavi, Arran ve Mugan’daki Türkmenlerin yoğunluğunu anlatmak için “karınca gibi kalabalık” ifadesini kullanmıştır. Harzemşahlar döneminde ise Arran vilayetine “Türkmen Yığınağı” denilmektedir.[2][277]

Azerbaycan 1076 tarihinde kesin olarak Türk toprağı haline gelmiştir. Melikşah’ın ölümünden sonra Azerbaycan, Irak Selçukluları’nın eyaleti olarak önemli bir askeri güç haline gelmiştir. Bu bölgeden devletin kaderini etkileyecek olan büyük emirler çıkmıştır. Bunların en büyüğü Hasbeğ diye anılan Beğ Arslan’dır. Has Beğ, Azerbaycan’daki çok büyük nüfusa sahip olan Afşarların desteğini alabilmek için yakın ilişkilere girmiş ve Huzistan hâkimi Afşar Beyi Şumla ile çok sıkı dostluklar kurmuştur. [3][278]

Daha sonraları Kara koyunlular, Ak koyunlular ve Safeviler devrinde buradaki Türkmen kitlesi varlığını korumuş ve hatta Anadolu’dan; Azerbaycan ve İran’a büyük Türkmen göçleri olmuştur. Bu göçler sırasında Anadolu Afşarlarının büyük bir kısmı bu bölgelere gelmiş; Kara koyunlular, Ak koyunlular ve Safevilerin kuruluşunda büyük rol oynamışlardır. [4][279]

İşte Azerbaycan’da ve özellikle Karabağ bölgesinde yoğun olarak yerleşen Afşarlar tarafından Karabağ Hanlığı kurulmuştur. Ebulgazi Bahadır Han’a göre;  Karabağ, Oğuz Han’ın üçüncü büyük oğlu olan Yıldız’ın büyük oğlu Afşar’ın torunlarından Cevanşir Kabilesinin Sarıcalı sülalesine aittir. Bu Türk sülalesinin Karabağ’daki köklerinin İslamlıktan öncelere kadar gittiği de bilinmektedir.[5][280] Arran (Karabağ) hâkimi ve Gürcistan hükümdarları olan Cevanşirler, Hülagu Han’ın Anadolu’ya getirdiği ve Azerbaycan’a yerleştirdiği, Timur’un ise Anadolu’dan Karabağ’a naklettiği Afşarlar ile birleşerek Otuz İki Cevanşir (32 boydan müteşekkil) adını almışlardır.[6][281] Bu birlik içinde başka boydan Türklerde bulunuyordu. Bunlardan 8 boy Kıpçaklara mensuptu.

III. Murat devrinde (1574-95) Safevilerden Osmanlı hâkimiyetine geçen Karabağ, Nadir şah zamanında 1735 yılında Osmanlılardan geri alınmıştır. Fakat Karabağ’daki Cevanşir Afşar Türkmenlerinin Reisi Sarıcalı Ali Bey, Nadir Şah’a boyun eğmediğinden dolayı Horasan’a sürülmüştür. Daha sonra buradan firar eden Ali Bey, Karabağ Dağlarına gelerek İran’ a karşı savaşa devam etmiştir ve Karabağ Hanlığı’nın da kuruluşu bu zamanlara rastlamaktadır. Merkezi Şuşa olan Hanlık, kuzeyde Kür ırmağı ve Gence Hanlığı, güneyde Aras nehri, batıda Nahcivan, doğuda ise Kür ve Aras nehirleri arasındaydı. Penah unvanını alan Ali Bey, Şuşa’ya müstahkem bir kale yaptırmış ve bu kale İran saldırılarına karşı çok güçlü bir engel olmuştur.

Penah Han, Gürcistan Krallığı, Gence Hanlığı ve Kaçarlardan Ağa Muhammet Şah ile savaşmıştır. Daha sonraları yerini oğlu İbrahim Halil’e bırakarak kendisi Şiraz’a gitmiştir. Güçlü bir kişilik olan İbrahim Halil Han, 1789’da Ermeniler tarafından çıkarılan bir isyanı bastırmış ve Sünni bir Türk olan Molla Penah Vakıf’ı baş vezir yapmıştır. Molla Penah Vakıf, Rus yayılmacılığı karşısında komşu Türk Hanlıkları ile bir birlik oluşturmaya çalışıyor ve aynı zamanda Osmanlı Devleti ile de iyi ilişkiler kurmak istiyordu. Ancak İran’la münasebetleri iyi olmadığından dolayı; 1795 yılında Gürcistan’ı cezalandırmaya giden İran şahı Ağa Muhammet Han’ın saldırısına maruz kalmışlardı. Karabağ’dan geçerken büyük bir direnişle karşılaşan Ağa Muhammet, Şuşa’yı almaya muvaffak olamamıştır. 1797’de Şuşa’yı tekrar kuşatan şah, Hanlığın herhangi bir yardım alamaması üzerine Karabağ’ı ele geçirerek büyük katliamlar yapmıştır. Ilısu Hanlığına sığınan İbrahim Halil Han, iki ay sonra Karabağ’ı tekrar ele geçirmiş ve hızla gelişmekte olan Rus tehlikesine karşı tedbirler almaya başlamıştır. Osmanlı Devletinden beklediği yardımı alamayan Halil Han, İran’a yaklaşmış, ancak Ağa Muhammet’in Ruslar karşısında gerilemesi, 1801’de Gürcistan’ın, 1804’te Gence Hanlığının Rus işgaline uğraması üzerine Ruslarla anlaşmak zorunda kalmıştır. Bu anlaşmaya göre Ruslar, Şuşa’da bir garnizon bulunduracak, hanlık Ruslara vergi ödeyecekti. Fakat 1806 yılında çıkan kargaşadan yararlanarak bu durumdan kurtulmak isteyen İbrahim Halil Han, Ruslar tarafından katledildi.

Yerine oğlu Mehdi Kulu Han geçmiştir. Rusya ise 1813 yılından itibaren Karabağ’a yerleşmek için çalışmalara başlamıştır. 1828 yılına kadar Rusya ve İran çekişmesine sahne olan Karabağ, Türkmen-çay Anlaşmasından sonra tamamen Rusların eline geçmiştir.[7][282]

Cevanşirler’in bir kısmı Osmanlı topraklarına göç edip Anadolu’da yerleşmişlerdir.

 


[1][276] Kerim Oder, Azerbaycan, İstanbul 1982, s.33
[2][277] Başbakanlık Arşivleri Komisyon, Azerbaycan Türk Hanlıkları, Ankara 1992, s.8
[3][278] Oder, a.g.e. s.31-33
[4][279] Oder, a.g.e. s.60
[5][280] Ahmet Bey Cevanşir, "Karabağ Hanlığı’nın Tarihi" (Yusuf Gedikli), TDAD, Sayı 69, Aralık 1990. Başbakanlık Arşivleri Komisyon, a.g.e. s.18. Yılmaz Öztuna, Devletler Ve Hanedanlar Iı, Ankara 1989, s.75. Şamil Cemşidov, Kitab-I Dede Korkut, Ankara 1990, s.44, 51
[6][281] Kırzıoğlu, “Aran / Gence - Karabağ’da Yiğirmidörtlü İle Otuzikilü Adlı Ulusların Oymakları Ve Kür-Aras Kürtlerinin Menşei”, VI. TTK Bildiriler, Ankara 1967, s.363-413
[7][282] Başbakanlık Arşivleri Komisyonu, a.g.e. s.21

Hava Durumu
Anlık
Yarın
17° 28° 11°