DADALOĞLU DERNEĞİ

6-SURİYE GÜNEYDOĞU ANADOLU

KUZEY SURİYE, GÜNEY VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

Moğolların Kösedağ Savaşında (1243) Selçukluları yenip egemenliği altına alması üzerine Anadolu’da bir çöküntü başladı. Moğollar 1277’de Anadolu’nun önemli bir kısmına hâkim olunca kendilerine karşı Anadolu’yu savunan tek unsur olan Türkmenleri hedef alıp bunlara karşı giriştiği saldırı ve katliamla bu gücü yok etmeye başladı. Bunun sonucunda Memluk müverrihi İbn-i Şeddad’ın kaydettiğine göre Anadolu’dan Suriye’ye (Gazze’den Antakya ve Diyarbakır’a kadar uzanan saha ile Suriye sahillerine) 40.000 çadır Türkmen göç ederek Memluklara sığındı.[1][168] Bu Türkmenler burada da Boz-ok ve Üç-ok teşkilatlarını yaşattılar. Bozoklar’ın başında ise Afşarları görüyoruz. Bu Afşarlar ileride Anadolu ve İran’da adından söz ettirecek ana kol Avşarlardır.[2][169]

Suriye’de (Güney ve Güneydoğu Anadolu dâhil) yaşayan Türkmenler şunlardı:

Kutbeği-Oğulları (Halep), Gündüz-Oğulları (Amik), Köpek-Oğulları (Antep), Bozcalı (Sivas), Doğancı-Oğulları (Amik), Döğer (Halep’in doğusu), İnallu (Kuzey Suriye), Özer (Halep-Akdeniz arası), Sakalsız-Oğulları (Halep’in batısı), Savcı (Halep’in batısı), Varsak (Tarsus ve Toroslar).[3][170]

Görüldüğü gibi Halep, Antep ve Antakya bölgelerinde yaşayan Kuzey Suriye Afşarları, 13-15. asırlarda başlıca üç aile tarafından (Köpek-Oğulları, Gündüz-Oğulları, Kutbeği-Oğulları) idare olunmuştur. [4][171] Bunlardan Afşarlar (Kutbeği-Oğulları), 15. Yy. da başlıca Halep civarında yaşıyorlardı. Beyleri Kutbekli Muhammet idi. Gündüz-Oğulları, Amik Ovasında bulunuyorlardı. Başları olan Gündüz Bey, Doğancı-Oğlu Faris’in ölümüyle, buradaki bütün Türkmenlerin başı olmuştu. Bu obanın ilk tanınanı ve en ünlü şahsiyeti Gördü Bey’dir ve birçok başarıları vardır. Köpek-Oğullarına gelince, onlar Antep bölgesinde bulunuyor ve Fırat bölgesinde 1440-45 yılları arasında oldukça faal görünüyorlardı. Beyleri Hüseyin, Malatya hâkimi idi. Köpekliler, Memlukların yardımcı kuvveti idi. Ayrıca Köpek ailesinden olan Sakalsız-Oğulları adlı oba, Halep’in batısında yaşıyordu ve onlar da Memlukların yardımcı kuvvetiydi.[5][172]

Köpek-Oğullarına adını veren Köpek hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Çok etkin ve nüfusu fazla olan Köpeklilerin daha eskilerde var olan bir oymağın kalıntısı ve devamı olduğu akla geliyor. Gerçekten de Orta Asya’da eskiden büyük bir oymak olan Köpekoğulları’nın yaşadığı bilinmektedir.[6][173] Bunun yanında Köpekli Avşarlarının yerleştiği Kuzey Suriye’nin Arap hâkimiyeti devrinde iken (İslam öncesi ve sonrası) en güçlü kabilesi Beni Kelb (Köpek-oğulları) idi ki, ilginç bir tesadüftür. Hatta Emevi Saltanatını kuran Muaviye, Hz. Ali’ye karşı destek bulmak için bu kabileden evlenmişti. Şunu da belirtelim, Kuzey Suriye Araplarına asıl Araplar Arab-ı Müsta’ribe (Aslen Arap olmayan sonradan Araplaşmış Arap) demektedirler.

Bu Avşarlar, 14 ve 15. Asırlarda bölgede Osmanlı-Akkoyunlu-Memluk devletleri arasındaki çekişmelerde ve 1337 yılında Maraş ve Elbistan bölgesinde kurulan Dulkadır Beyliği ile (Dulkadır Türkmenleri Oğuzların Bozok kolundan ve çoğu Bayat, Afşar ve Beydili boyundan idi. Dulkadır Beylerinin bu boylardan hangisinden olduğu bilinmiyor, ama Bayat boyu ihtimali daha yüksek gözüküyor.[7][174]) 1352 yılında Çukurova bölgesinde (Adana, Tarsus, Misis, Ayas ve Sis) hakim olan Ramazan-Oğulları (Oğuzların Yüreğil boyundan) bünyesinde yoğun olarak faaliyet göstermiştir.

Ramazan-oğulları Beyliğinin kurucusu Ramazan Bey, Çukurova bölgesinde dağılmış bulunan Türkmen aşiretlerini etrafında toplayarak yaylak-kışlak hayatına sahip olmalarını sağlamıştı. Böylece bu Türkmenler, yaylak-kışlak arasında göç ederek belli bir vatan içinde oturma ve az-çok göçebelikten kurtulma olanağına kavuşmuşlardı. Ramazan Bey, Afşarlara ise Uzun Yayla, Rum Nahiyesi (Develi ile Yahyalının Tufanbeyli’ye sınır olduğu ve Eşepınar, Çataloluk, Kiske, Kale, Şıhlı, Yeniköy, Afşar, Karaköy ile çevre köyleri içine alan sahadır. Günümüzde harabe halde olan Avşar adlı köy, Ermeni köyü idi.) ile Maris Bölgesini yaylak olarak tahsis etmişti.[8][175]

Ramazanlılar, bölgedeki Türkmenleri itaatine alarak büyük bir nüfuz elde etti. Çukurova’nın ve Suriye’nin belli başlı ticaret ve hac yolu üzerinde bulunması Memlukluların bölgeyle ilgilenmesi ve dolayısıyla Ramazanlılarla mücadele etmesine sebep oldu. Ramazanlıları destekleyen Türkmenler ve özellikle de Afşarlar ve Kutbekli Avşarları Memluklularca şiddetle cezalandırıldılar.[9][176]

Ramazan-oğulları Çukurova’daki Türkmenlerle birleşip Karamanlıların da desteği ile Memlukluları Çukurova’dan atmışlardı. Ancak Memluklar kendilerini destekleyen bir kısım Afşarlar sayesinde Ayas ve Sis bölgesinde tutunmaya çalışmışlar ve 15.yy Ramazanlıların Memluklulardan bölgeyi kurtarmaya çalışmasıyla geçmiştir. Karaman-Oğulları bölgeyle ilgilenmişlerse de Fatih Sultan Mehmet bu girişimi engellemiştir.[10][177]

Memlukluların Çukurova’ya akınları ve Sis’i fetihleri zamanında (1375) Kuzey Suriye Avşarlarının bir bölümü Çukurova’ya göç ederek Sis yöresine yerleşti ki bunlara Sis Afşarları denir.[11][178]

Afşarlar, Akkoyunluları ile dostça münasebetlerini devam ettirdiler. Bunlardan Mansur Bey’in (Gündüzlüden) Uzun Hasan’ın yakın arkadaşı olduğunu ve onu desteklemek için emrindeki Avşarlarla beraber İran’a gittiğini biliyoruz. XI. asırdan başlayarak XII. asırda Suriye ve Halep’e birçok Türkmen aşireti yerleşmiştir.

Bölgedeki Afşar obalarının faaliyetlerine gelince;

1401’de Köpekliler Timur’un Şam dönüşü sırasında (1401) Fırat kıyısında Çağatay ordusuyla savaşmış ve yenilerek kaçmışlardır.[12][179] 1402’de Bu olaydan birkaç yıl sonra Köpek-Oğlu Hüseyin Bey Ankara Savaşı’na müteakip (1402) karışıklıktan istifade ile Tokat bölgesini yağmalamış, ancak Çelebi Mehmet’e yenilerek bölgeden ayrılmıştır. 1404’de Bunun üzerine güneye sarkarak; Memluk hâkimiyetinde olan Malatya’yı ele geçirmiştir (1404). [13][180]

XV. yy başlarında Kutbekli Afşarları, Memluk emirleri arasındaki mücadeleden Bayat ve İnallılarla birlikte faydalanarak yağmacılık yaptıklarından bu emirlerden Çekim onlara karşı şiddetle harekete geçmişti.  Hatta bu sebeple onlardan bir kısmı Ak koyunlu Kara Yülük’e sığınmışlardı. 1407’de Çekim’in öldürülmesini müteakip tekrar yurtlarına döndüler ve Memluk iç mücadelelerine katıldılar. Nevruz ile Şeyh arasındaki mücadelede ise (1407) Köpek ailesinden olan Sakalsız-Oğlu Türkmenleri Şeyhi desteklediler.[14][181]

1408’de Memluk emirlerinden Halep valisi Temür Boğa, Halep bölgesindeki Türkmenleri itaat altına almak için Amik ovası hâkimi Gördü üzerine yürüdü ise de ağır bir yenilgi aldı (1408). 1409’da Memlukluların Halep valisi Demirtaş, asi Emir Nevruz’un üzerine yürüdüğünde emrindeki Türkmen kuvvetleri arasında Köpekoğlu Aydoğmuş ile Gündüzoğlu Gördü Bey de vardı (1409). Köpekli Avşarlarının Demirtaş’ın öncü kuvveti olduğunu ve Nevruz’un öncülerini yendiklerini ve bunun sonucu olarak Nevruz’un da yenilerek Antakya’ya çekildiğini görüyoruz.[15][182]

1410’da Nevruz, Memluk Sultanı tarafından affedilip Şam Valiliğine atanınca bu sefer selefi emir Şeyh (sonradan Memluk Sultanı) isyan etti. Şeyh, etrafına topladığı Afşarlar, Doğancıoğulları, Köpek-Oğulları, Döğerler ile Nevruz’u Hama’da kuşattı. Nevruz’un yardımına Halep naibi Demir-Taş geldi. Yanında Dulkadırlı, Bozcalı, Köpekli Avşarı ve Gündüz-Oğlu Gördü vardı. Yapılan savaşta (1410) her iki tarafta da Afşarları görüyoruz. Şeyh safında Köpekliler ve Avşarlılardan bir bölük bulunmasına karşın Kutbeğili Muhammet, Gündüzoğlu Gördü ve Köpekli Afşarları Nevruz’un yanında idiler. Ancak Nevruz, safındaki Afşarların çoğu (Köpekliler) Şeyh tarafına geçince yenildi. Kutbeğili Muhammet esir edilenler arasındaydı. Gördü Bey’in ise Nevruz’la beraber Hama’ya kaçtığını görüyoruz. Köpek-Oğlu Ay-Doğmuş, Şeyh tarafından Halep’e gönderildi. Ay-Doğmuş Halep’i ele geçirdi.[16][183] Bu sırada Halep valisi olarak atanan Korkmaz, Dulkadırlıların üzerine yürüdü (1410). O, Köpekli ve Gündüzlüleri Dulkadırlılardan Bişan ailesinin yönettiği Dokuz cemaatine karşı yardıma çağırmıştı. Savaşın sonuna doğru Köpekli Aydoğmuş ve Hüseyin Bey geldilerse de; Aydoğmuş, Korkmaz’ın yüzüne ok attı. Bu sebeple seferden geriye dönerken Antep’te Hüseyin Bey ve adamları Korkmaz’ın emri ile tutuklandılarsa da yolda baskın yapan Afşarlar liderlerini kurtardılar.[17][184]

1411’de Bu arada (1411) Gündüzoğlu Gördü Bey Antakya’yı Özeroğlu’nun elinden alarak bölgenin tek hâkimi konumuna yükseldi.[18][185] 1411’de Şeyh, Memluk Sultanı Ferec’in üzerine yürüyeceğini anlayınca Halep’e geldi ve kendisine baş kaldıran Gündüz oğlu Ömer’i esir aldı.[19][186] 1412’de ise Hüseyin Bey’in tekrar Malatya’yı ele geçirdiğini görüyoruz. Aynı yıl Şeyh, Memluk Sultanı oldu. Bu dönemde Nevruz ile Demirtaş birbiriyle mücadele halindeydi. Demirtaş’ın yanında Gündüz oğlu Gördü, kardeşi Ömer, ve Özeroğulları vardı. Demirtaş, Nevruza dayanamayıp geri çekildi.[20][187]

1414’de Şeyh 1414’te Dulkadırlılardan Antep ve Darende’yi, Köpek-Oğullarının elinden ise Malatya’yı aldı. Hüseyin Bey ise kaçtı. 1413-15 yıllarında Şeyh Nevruzu yenerek Elbistan’a kadar uzandı. Amacı Türkmenlere gözdağı vermekti. Bu sefer esnasında Malatya’ya gelmiş, oranın hâkimi Köpek oğlu Hüseyin ise kaçmıştı. Şeyh seferden dönerken İnal’ı Halep valisi tayin etti. İnal, Amik’te bozgunculuk yapan Gündüz oğlu Gördü üzerine yürüdü. Gördü Dulkadıroğlu Ali Beye sığındı. 1415’de Bu arada Halep valisinin Gündüzlülerin bozgunculuk yapmalarıyla, onların üzerine yürüdüğünü Gördü Bey’in ise Gavur dağlarına kaçtığını görüyoruz(1415). Vali İnal, Gündüzlülerin elinde olan Derbsak (Gündüzlü) kalesini ele geçirdi. Gördü ve yakınları Maraş’a kaçtı. Gündüzlü Avşarı ise Gündüz’ün torunu Demirhanoğlu Faris’in etrafında toplandılar. 1417’de Memluk sultanı Şeyh’in Mısıra dönmesiyle Dulkadırlı Mehmet Darende’yi geri aldığı gibi Besni’yi de ülkesine kattı. Karaman-Oğlu Mehmet Bey de Ramazanlılardan Tarsus’u alırken, Köpek-Oğlu Hüseyin Bey de Malatya’yı tekrar ele geçirdi. Buna oldukça kızan Memluk Sultanı Şeyh, Türkmenleri tam bir itaat altına almak ve topraklarına el koymak için Anadolu’ya sefere çıktı (1417). Demirhanoğlu Faris etrafında toplanan Gündüzlüler de, Memluk saflarına katılacaklardır. Halep’e geldiğinde Hama naibi Car Kutlu içinde Afşar ve İnallu’ların da bulunduğu bir ordu ile Şeyh’in huzuruna geldi. Şeyh bu orduyu Hüseyin Bey’i Malatya’dan çıkarmak için üzerine gönderdi. Hüseyin Bey Malatya’yı yıkıp işe yarar nüfusu da alarak Divriği bölgesine, oradan da Osmanlı topraklarına gitti. Bu sefer esnasında Gündüz oğlu Gördü, Dulkadırlı Ali ve Köpekli ailesinden Sakalsız oğlu Tuğrul’un, Şeyh’e affedilmelerini isteyen ve itaatlerini bildiren mektuplar gönderdiklerini ve böylece kurtulduklarını görüyoruz. [21][188]

1418’de Şeyh Mısır’a döndüğünde Hüseyin Bey tekrar Malatya’ya gelip şehri kuşattı ise de kuşatma sırasında kendisine sığınan bir memluklu tarafından gece uyurken öldürüldü (1418). Cesur, atak ve iyi bir savaşçı olan Hüseyin Bey, Malatya bölgesinde bir beylik kurmaya çalışıyordu. Bundan sonra Köpeklilerin başına Hüseyin Bey’in kardeşi Eslemez geçmiştir.[22][189]

1418’de Kutbekli Afşarları, daha sonra Bayat ve İnallılarla birlikte yine Akkoyunlu Kara Yülük’ün müttefiki olarak Kara koyunlu Kara Yusuf’a tabi Mardin bölgesinde yağma ve tahriplerde bulundular. Bunun üzerine Kara Yusuf, Amid’e saldırdı, yenilen Kara Yülük ise Memlukların elindeki Halep’e sığındı. Kara Yusuf’un 1418’de Antep’e ardından Halep’e gelmesiyle Kutbekli Afşarları yurtlarını bırakıp Trablus bölgesindeki Safita’ya gittiler. Burada da yağmacılık hareketlerinde bulunduklarından Trablus valisi Barsbay onların bu hareketlerini önlemeye çalıştığı gibi; Kara Yusuf’un ülkesine döndüğünü söyleyerek yurtlarına dönmeleri hususunda ikna etmeye çalıştı. Avşarların göçe hazırlandıkları bir sırada Barsbay davarlarına göz dikip üzerlerine yürüdüyse de ağır bir bozguna uğradı.[23][190]

Gördü Bey’e gelince; Şeyh’in ölümüyle başa geçen Tatar hâkimiyetini sağlamlaştırmak için Şam ve Halep Bölgesi’ni tedibe gelmiş ve burada Türkmen beyleri katına gelmişlerdi. Diğer Türkmen beyleri iltifat gördüğü halde Gördü Bey, Tatar’ın emri ile sırf Temür Boğanın eski mağlubiyetinin intikamını almak için öldürüldü (1421). Gördü Bey büyük bir emir idi ve onun zamanında Suriye’den geçen hac ve ticaret yolunun emin olduğunu biliyoruz. Gördü’den sonra yerine kimin geçtiği bilinmiyor. [24][191]

1435’te Karamanlılar kaptırdıkları Kayseri’yi geri almak için Dulkadırlılar üzerine yürüdüğünde emrinde Ramazanlılar, Özerliler, Varsaklar ve Gündüz-Oğulları da vardı (1435). Memlukların el altından desteklediği Karamanlıların, Dulkadırlıları yenerek Kayseri’yi alması Osmanlıların hoşuna gitmemişti. Bu yüzden Barsbay ile yaptığı taht kavgasını kaybedip sonradan kendilerine sığınan Memluk emirlerinden Canıbek Sufi’yi Memluklara karşı kullanmak istediler. Canıbek Sufi Memluk toprağı olan Divriği’yi alıp ardından Köpekli Eslemez ve Kutbeğili Mehmet ile birleşerek Malatya’yı kuşattı (1435-36). Eslemez az sonra Canıbek Sufi’den ayrılıp Memluk sultanının katına çıkarak itaatini bildirmiş ve iltifatına nail olmuştur.[25][192]

1457 yılında Kutbeğililer’in,  Ak-Koyunlu Uzun Hasan ile Kara-Koyunlu Cihan Şah’ın kumandanı Tarkan Oğlu Rüstem arasında yapılan savaşta Ak koyunlu ordusunda yer aldıklarını görüyoruz. Mansur Bey Afşar da Ak-Koyunlu safında idi. [26][193] Esasen Kutbeğililer’in 1407 yılında Ak koyunlu birliğine katıldıklarını ve az sonra da büyük bir kısmının Huzistan’a göçtüklerini biliyoruz. Fakat onlar daha sonra Suriye’ye tekrar gelerek buradaki olaylara karışmışlarsa da Ak koyunlu birliğinden bir daha ayrılmamışlardır. Kutbeklilerden bu tarihten sonra bilgi edinemiyoruz. Bu onların İran’a göçmeleri ve yerleşik hayata geçmeleriyle ilgili olsa gerek.

1467’de Dulkadır tahtına çıkan Şehsuvar Bey, Osmanlı yandaşlığı güdüyordu. Bu ise Memluk sultanı Hoşkadem’in tepkisine sebep oldu. Hoşkadem, Şehsuvar’a karşı onun amcası Rüstem’i kışkırttı. Şehsuvar’ın Memluklara ait Birecik, Besni, Gerger ve Rum kaleyi alması üzerine Memluk ordusu Dulkadır seferine çıktı. Köpekli Eslemezoğlu Memluk ordusu gelinceye kadar Dulkadır kuvvetlerine saldırarak yıpratmaya çalışıyordu. Ancak yenilerek kaçtı ve Karaman oğlu Pir Ahmet’e sığındı. Yapılan savaşı Dulkadırlılar kazandı (1467).[27][194]

Memluk emiri Yeşbek, Ramazanlı topraklarını işgal edip güneyde Memluk topraklarına sarkan Dulkadiroğlu Şehsuvar Bey’le savaşmak için Halep’e geldiğinde (1471); Dulkadırlıların yurtlarından attığı Türkmen Beyleri katına çıkmışlardı ki, aralarında Eslemez oğlu Mehmet ve yine Köpekli ailesinden Sakalsız oğlu Mahmud’da vardı. Bu sırada Gündüzlü Afşarlarının başında Ömer Bey vardır ve Amik Ovasında yaşamaktadır. Yeşbek, Ömer Bey’i Amik bölgesine gönderip buralarda tedbir almasını sağladı.[28][195]

Gündüzlüler, 1482’de Mehmet Bey’in başkanlığında idi. Bu tarihte Osmanlılar Çukurova’yı istila etti. Osmanlı hâkimiyetini kabul etmeyen Türkmenler ve Afşarlar yapılan savaşta yenildi. Gündüz oğlu Mehmet Bey savaşta ölenler arasındaydı.[29][196] Bundan sonra Gündüzlülerin çoğunluğu İran’a gitmiştir.

Köpeklilere gelince Osmanlı hâkimiyetinin ilk yıllarında bu ailenin başında Turak Bey, sonra Turak Beyin oğlu Emenlik bulunuyordu. Bundan sonra bu ailenin sonu hakkında bilgiye sahip değiliz. Ya İran’a göç etmişler veya alt obalarının dağılması ile farklı oba isimleri altında varlığını sürdürmüş ve yeni obaların teşekkülünde yer alarak ana boy adı unutulmuştur. Nitekim Recepli Afşarlarının çoğunlukla Köpekliden çıktığını biliyoruz.

 


[1][168] Sümer, “Ramazan Oğullarına Dair...”, s.1
[2][169] Sümer, “Avşarlar”, TDAD, Sayı 62,  s.123
[3][170] K. Y. Kopraman, Mısır Memlukları Tarihi, Kültür Bak. Ankara 1989, s.180

[4][171] Sümer, Oğuzlar, s.205

[5][172] K. Y. Kopraman, Mısır Memlukları Tarihi, Kültür Bak. Ankara 1989, s.180
[6][173] Mehmet Eröz, Atatürk-Milliyetçilik-Doğu Anadolu, İstanbul 1987, s.251. Halen günümüzde Türkmenistan’da yaşayan Teke boyunun alt kollarından birisi Köpekler adını taşır ki (Z. V. Togan, Bugünkü Türk-İli Türkistan ve Yakın Tarihi, Enderun, İstanbul 1981, s.75) anılan Köpek-Oğullarının kalıntısı olmalıdır.
[7][174] Refet Yınanç, Dulkadır Beyliği, TTK, Ankara 1989, s.8
[8][175] Enver Kartekin, Ramazanoğulları Beyliği Tarihi, İstanbul 1979, s.42-43
[9][176] Tekindağ, “Iı. Beyazıd Devrinde Çukurova’da Nüfuz Mücadelesi”, Belleten Xxxı, Sayı:123, s.345.
[10][177] Tekindağ, “Iı. Bayezid Devrinde...”, s.346
[11][178] Sümer, “Ramazan Oğullarına Dair...”, s.4
[12][179] Yaşar Yücel, Timur’un Ortadoğu-Anadolu Seferleri Ve Sonuçları, Ankara 1989, s.110-11
[13][180] Faruk Sümer, Oğuzlar, s.206
[14][181] Kopraman, s.61
[15][182] Faruk Sümer, Oğuzlar, s.206, 208
[16][183] K. Yaşar Kopraman, Mısır Memlukları Tarihi, Ankara 1989, s.80, 84-85. Refet Yınanç, Dulkadır Beyliği, s.36-38. Faruk Sümer, Oğuzlar, s.208-09
[17][184] Refet Yınanç, Dulkadır Beyliği, s.39-40
[18][185] Faruk Sümer, Oğuzlar, s.208
[19][186] Kopraman, s.98
[20][187] Kopraman, s.120
[21][188] Kopraman, a.g.e. s.170-72. Refet Yınanç, Dulkadır Beyliği, s.42. Faruk Sümer, Oğuzlar, s.208
[22][189] Faruk Sümer, Oğuzlar, s.207
[23][190] Sümer, Karakoyunlular, TTK, İstanbul 1982, s.99. Kopraman, s.197
[24][191] Faruk Sümer, Oğuzlar, s.208
[25][192] Faruk Sümer, Oğuzlar, s.207, 209. Refet Yınanç, Dulkadır Beyliği, 49-51
[26][193] Sümer, a.g.e. s.209. Ebu Bekr-İ Tihrani, Kitab-I Diyarbekriyye (Çev. Mürsel Öztürk), Ankara 2001, Kült. Bak. s.167
[27][194] Refet Yınanç, Dulkadır Beyliği, s.63-65
[28][195] Refet Yınanç, Dulkadır Beyliği, s.70-71. Faruk Sümer, Oğuzlar, s.208
[29][196] Tekindağ, a.g.m. s.352. Faruk Sümer, Oğuzlar, s.209

Üyelik Girişi
Hava Durumu
Anlık
Yarın
21° 34° 16°