DADALOĞLU DERNEĞİ

5-DENİZLİ BÖLGESİ

DENİZLİ BÖLGESİ

Malazgirt Zaferi sonrası Anadolu’ya dalga, dalga gelen Türkmen oymaklarının önemli bir kısmı Denizli civarına gelip yerleşmişti. Bu Türkmenlerin Avşarların önderliğinde faaliyette bulundukları ve l. Mesut döneminde (1116-55) Selçuklularca Gölhisar diye adlandırılan Karaağaç Ovasında (Acıpayam) yerleştikleri anlaşılıyor. II. Haçlı Seferini karşılayıp yenenler de bunlardı. Selçukluların çöküşüne sebep olan Moğol istilası esnasında Moğolların önünden kaçarak Denizli bölgesine oldukça önemli miktarda Türkmen gelip yerleşecektir. Bu Türkmenlerin de başında Avşar boyundan Karaağaç Baba bulunuyordu.[1][160] Bu Avşarların mücadelelerine dair hatıralar günümüze kadar gelmiştir.[2][161]

Denizli, Honaz ve Dalaman bölgesine gelen bu Türkmenler tarafından İnanç-Oğulları Beyliği kuruldu. Başlarında uç gazisi Avşar boyundan Mehmet Bey, kardeşi İlyas ve damadı Ali Bey bulunuyordu.[3][162] Başlangıçta bu beyliği kuranların Germiyan soyundan olduğu zannedilmişti. Mehmet Bey, Hülagu’nun yardımıyla Denizli’ye hâkim olmuştu. Ancak damadı Ali Bey’in ihaneti sonucu öldürüldü. Ali Bey Türkmenlerin başına geçerek beyliğini kurdu ve Selçuklulara bağlandı. 1277’de Cimri olayında Selçuklulara sadakatsizlik gösterdiğinden bir Moğol – Selçuklu ordusu Denizli’ye gelerek Ali Bey’i (1278) bertaraf etti. Ali Bey, hapsolunduğu Afyon kalesinde üzüntü ve korkudan öldü.[4][163] Denizli ve çevresinin hâkimiyeti ise Sahip Ata ailesine verildi. Ancak, Germiyanlı Yakup Bey 1289’da bölgeyi ele geçirerek Ali Bey’in oğlu İnanç Bey’e vermiştir. Bu sebeple beylik İnanç Bey’in adıyla anıla gelmiştir. İnanç Bey de Emir Çoban’a bağlılığını arz etmiştir.  Yakup Bey’in ölümünden sonra Germiyan hükümeti ile bağını kesmiş veya gevşetmiştir (1322). İnanç Bey, 1334’te vefat edince oğlu Murat Aslan, ondan sonra da oğlu İshak Bey Ladik Emiri olmuştur. 1402 tarihinde Timur tarafından II. Yakup Bey’e memleketleri iade edildiği zaman Ladik (Denizli) eskisi gibi kendisine verilmiştir.[5][164]

Denizli yöresinde bilhassa Asi-Karaağaç (Acıpayam) mıntıkasında yoğun bir Türkmen yerleşmesi görülmektedir. 1333 yılında buradan geçen İbn-i Battuta, Karaağaç Ovasının Türkmenlerle meskûn olduğunu söylemektedir. Hayli kalabalık olan bu Türkmen nüfusu bu yörede Anadolu’nun en kesif Oğuz boylarının yer isimlerini yadigâr olarak bırakmıştır. Halen mevcut köy isimlerinden anlaşılacağı üzere bu Türkmenler, Afşar ulusuna ve aralarında bazı Üç-oklu boylar bulunmakla beraber daha çok Boz-oklara mensuptular. Türkmenler XIII. yy ’da henüz kabilelerin isimlerini taşıyan beylerin idaresindeydiler. Yıva ve Salur gibi beyler, Gölhisar taraflarına hâkim olduğu zikredilen Yıva-oğulları şüphesiz daha çok aynı isimli Oğuz boyundandır. Bu Türkmen mıntıkasının doğusunda Afşar Bey ’in idaresindeki Afşarlar; daha batıda ise başka bir Afşar Beyi bulunmaktaydı.

Germiyan ve Afşar ulusları arasında Denizli tarafında cereyan eden mücadele önemlidir. Bu mücadeleye dair İbn-i Battuta’nın kaydı ilginçtir ve Germiyanlılar hakkında sert ifadeler kullanması da bu mücadelenin çok çetin olduğunu göstermektedir. Gölhisar’dan Denizli’ye gitmek üzere Karaağaç Ovasından geçen seyyaha, Germiyanlı eşkıyasından korunmak üzere Gölhisar Sultanı tarafından süvariler katılmıştır.[6][165]

Buradaki mücadelenin taraflarına baktığımız zaman her ikisinin de Afşar boyuna mensup olması ilginçtir. Bununla birlikte o devirde Anadolu’da siyasi kargaşa sırasında kabilelerin ve hatta ailelerin hâkimiyet mücadelesine giriştiği düşünülürse bu mücadele daha iyi anlaşılabilir. O zamanlardan kalan ve hala Denizli, Burdur ve Isparta’nın en sevilen türküsü olarak söylenen “Afşar Beyleri”, Avşar beyleri ile Germiyanlılar arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır.

            

Adını sevdiğim Afşar Beyleri,

Size bir vezirlik yakışıp durur.

Topla dizginini, tanı kendini,

Karşında Germiyan bakışıp durur.     

 

Afşar beyi derler bize ezelden,

Bülbül yuva yapmış gazelden,

Sarı topraklar gitmesin tez elden,

Çarpışalım der Afşar Beyleri.

 

Denizli Avşarları, çok erken tarihte yerleşik hayata geçmelerine rağmen boy şuurunu unutmayıp halen bölgede varlığını sürdürmektedir ve kültürel olarak ta yörede çok derin izler bırakmışlardır.[7][166] Bölgedeki Avşarların kültürleriyle ilgili özellikle ağıtlar konusunda rahmetli Tahir Kutsi Makal’ın yazıları bulunmaktadır.[8][167]

Divane Mehmet Çelebi ise Mevlevilikte Mevlana’dan sonra ikinci Pir sayılmıştır.



[1][160] Şükrü Tekin Kaptan, Gönül Sultanları Denizli’de, Denizli 1993, Sh.17 (Karaağaç Baba, Kumavşarı Köyünde 1327’de Ölmüş Bir Uç Beyidir.)
[2][161] Yurt Ansiklopedisi, 10. Cilt (Uşak ili bölümü), s.7516. Uşak’ta Avşar Beyi söylencesi: Uşak, Anadolu Selçukluları döneminde bir sınır kentidir. Çevresine Avşar, Alayunt, Kaçar, Tekeli, Kınıklı gibi Türkmen oymakları yerleştirilmiştir. Anadolu’nun alınması sırasında bu oymakların gösterdikleri yararlılıklar dillere destandır. Buna ilişkin yörede şu söylence anlatılır. “Afşar beylerinden biri ava çıkmıştır. Av peşinde koşarken Bizans sınırını aşar, tutsak olarak tekfurun huzuruna çıkarılır. Tekfur, “Buralarda ne arıyorsun” diye sorduğunda Afşar beyi “Hiç, canım sıkıldı da çevreyi şöyle bir dolaşayım, bir de kale fethedeyim dedim” der. Tekfur güler. “Kaleyi tek başına mı alacaksın”. Afşar beyi de gülümser “Hayır, sınırın ötesinde dağın yamacında on bin atlım var. Birkaç saate değin dönmezsem buraya üşüşüp, taş üstünde taş bırakmayacaklar. Çok kan dökülecek”. Tekfur korkar, on bin atlıyla baş edecek durumda değildir. Bir çare aramaya koyulur. “Aramızda bir barış anlaşması yapsak, ben size yılda bin altın, beş yüz koyun, bir o kadar da at ile deve versem bu savaştan vazgeçer misin ?”. Afşar beyi şöyle bir düşünür. “Kan dökülmesini İstemeyen bir insansınız. Hatırınız için önerinizi kabul ediyorum. Hemen hazırlayın. Ben döndükten sonra da yollayın. Sakın ola ki yola asker çıkarmayın. Atlılarım üstlerine adam gönderdiğinizi sanıp, kaleye saldırırlar sonra... İsteklerimizi de tam zamanında gönderin”. Bizans tekfuru, böyle bir belayı savuşturduğu için hoşnuttur. Tek başına böyle bir işi başardığı için gün geçtikçe ünü yayılan Afşar beyi bir süre sonra yöreye egemen olur.
[3][162] Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye Tarihi, İstanbul 1984, s.514.
[4][163] İbn Bibi, Selçuk-Name Iı, s.239
[5][164] Uzunçarşılı; a.g.e.s.55-57
[6][165] Tuncer Baykara, Denizli Tarihi, İstanbul 1969, s.30-34
[7][166] Yurt Ans. 5. Cilt (Isparta ili bölümü), s.3598-99. Isparta : Uzun hava olarak gurbet türküleri sevilir. En tanınmış gurbet havaları ezgisi Afşar Beyleri diye bilinendir. Geleneksel oyunları Teke Zortlatması Afşar Oyunu vardır. Yurt Ans. 3. cilt (Burdur ili bölümü), s.1598-99. Burdur halk müziğinde Avşar Beyleri türküsü bütün köylerde söylenen uzun hava türüdür. Burdur zeybekleri arasında da Avşar Zeybeği vardır. Buna Kesinti Zeybeği de denir. Kesinti, hüzünlü havaların sonuna yapılan eklere denir. Yurt Ans. 3. cilt (Denizli ili bölümü), s.2196. Gurbet havalarından özellikle Avşar Beyleri en sevilen uzun hava türüdür. Acıpayam ve köylerinde söylenir.
[8][167] Tahir Kutsi Makal, Halkbilim ve Edebiyat, Toker yay. İstanbul 1990. İstanbul’da Ortadoğu Gazetesinde kendisini ziyarete gittiğimizde Hocamız bize yöredeki Avşar köylerinin bir listesini vermişti.

Üyelik Girişi
Hava Durumu
Anlık
Yarın
21° 34° 16°