DADALOĞLU DERNEĞİ

DADALOĞLU ŞİİRLERİ 3

YÜRÜ BİRE HEMİTE'NİN KALESİ

Yürü bire Hemite'nin kalesi
Dört bir yanın gülbenk oldu ün oldu
Göğsümüzün göz göz oldu yarası
Arap atın koç yiğidin gün oldu

Yara yara bir kavgaya girmedik
Sağa sola kılıçları vurmadık
At sırtında dövüşerek ölmedik
Ok yemeden gözlerimiz kör oldu

Ne yaman hayf oldu Avşarlar Kürtler
Yürekten çıkar mı böyle'olan dertler
Kayboldu arada boyn'uzun atlar
At vermemiz iskanlıktan zor oldu

Vurdular sineme mihnet karası
Açılıyor göz göz oldu yarası
Mağrıbınan maşırığın arası
Size bol da bizim ile dar oldu

Yayanlıkta yürümesin bilmeyen
Saatlarca at üstünden inmeyen
Yurtlarının kıymetini bilmeyen
Kumaşımız tazılara çul oldu

Burdan kapıştılar kulunu tayı
Kanı karrak oldu yoksulu bayı
Böyle sağ gezmeden ölmemiz eyi
Her birimiz bir kötüye kul oldu

Söyle Dadal söyle gördüğün düşten
Ayak atılmıyor yatan üleşten
Gene haber geldi kavım kardaştan
Altınımız geçmez akça pul oldu

YÜRÜ BİRE PINARBAŞI 1

Yürü bire Pınarbaşı
Acap karın kalktı m'ola
Boynu uzun tor sunalar
Su yoluna çıktı m'ola

Tez gelir Kaynar'ın yazı
Hoş akar Munzur'un özü
Koc Irmak tutardı buzu
Garbi değdi söktü m'ola

Kabaktepte asıl yurdum
Nadir Şah'tan gelir soyum
Koca Nallı büyük dayım
Avşarlık'tan çıktı m'ola

Bugün ben bir rüya gördüm
Eskisinden beter derdim
Uzun Yayla dede yurdum
Çerkez kazık kalktı m'ola

Dadaloğlu'm oldum yetim
Nerde kaldı gök kır atım
Melul olan aşiretim
Avşarlık'tan bıktı m'ola

YÜRÜ BİRE PINARBAŞI 2

Yürü bire Pınarbaşı
Acap karın kalktı m'ola
Gözü büyük ablak sunam
Çığırından saptı m'ola

Huda sılayı niyetim
Gurbete verdin kısmetim
Möhür gözlümün hasretim
Yüreğini yaktı m'ola

Tez gelir Kaynar'ın yazı
Ters akar Mucur'un özü
Zamantı'nın tutar yüzü
Garbi değilse söktü m'ola

Bülbülüm altın kafeste
Yar sılada kulak seste
Usul boylum Gördeles'te
Yollarıma baktı m'ola

Baktım usandım canımdan
Ayrı düştüm vatanımdan
Bizimkiler kavgasından
Sağ selamet çıktı m'ola

Erciyes gibi kuşanan
Yarsuvat gibi boşanan
Sünbülleri nazlı Anşa'm
Zülüfüne taktı m'ola

Dadal'ım sıladan haber
Gözümde dağların tüter
Koç dağın da kekik biter
Burcu burcu koktu m'ola

YUSUF EMMİ İLE SARI ÇOCUK

(Yusuf)
Acem ellerinden coştum da geldim
Arayı arayı çocuğu buldum
Altmış iki aşık sazını aldım
Ver sazını bana ey Sarı Çocuk

(Dadaloğlu)
Ben ne bilem Acemlerden geldiğin
Arayı arayı hasmın bulduğun
İspat et altmış iki saz aldığım
Dedikleri yalan ey Yusuf Emmi

(Yusuf)
Ağ'lar bu çocuğun nedir davisi
Yüreğimin aşı firenk ağusu
Nerde çocuk yerin göğün çivisi
Bunun da manasın ver Sarı Çocuk

(Dadaloğlu)
Emmi çocuk gibi söyleme sözü
Hiçbir şey bilmez mi sandın sen bizi
Yeryüzünde dağı gökte yıldızı
Bilemem mi sandın ey Yusuf Emmi

(Yusuf)
Ağ'lar bu çocuğun bana kasdı ne
Bağlamasın kıvrak çalmış destine
Yedi kat yer gök neyin üstüne
Buna da bir çare bul Sarı Çocuk

(Dadaloğlu)
Seni dediğin de yeşille sarı
Şeriat yakınken danışsak bari
Hakk'ın özenerek verdiği nuru
Su gibi bilirim ey Yusuf Emmi

(Yusuf)
Aman ağ'lar bu çocuğu niderim
Kovarım buradan tekdir ederim
Sazını alır kuzu gibi güderim
Ver sazını bana ey Sarı Çocuk

(Dadaloğlu)
Nereye gidersen ben de gelirim
Her ne sorar isen onu bilirim
Üleş gibi seni dağda sürürüm
Tellerim zehirden ey Yusuf Emmi

(Yusuf)
Hendeklerden deve gibi hoplatırım
Sıkar da gözünü patlatırım
Erciyes'in başından atlatırım
Ben yörüğüm anla ey Sarı Çocuk

(Dadaloğlu)
Arkan yaz günü de uğrun güz günü
Çeke varıyorsun sık tut dizgini
Yavaşça özengile doru kuzgunu
Önü hendek gelir ey Yusuf Emmi

(Yusuf)
Haydi çıkak Erciyes'in başına
Seyredelim etrafına döşüne
Erciyes de girmiş kaç bin yaşına
Bunun karşılığını ver Sarı Çocuk

(Dadaloğlu)
Çıkalım da Erciyes'in başına
Seyredelim etrafına döşüne
Aç ağzını ben bakayım dişine
Aldın mı alımın Ey Yusuf Emmi

(Yusuf)
Nice aşık alamadı sazımı
Koç yiğitler çeker idi nazımı
Yiğit başın için alma sazını
Hayır duamı al ey Dadaloğlu

(Dadaloğlu)
Ben Dadal'ım bilmedin mi zatımı
Al altımdan gel de gezdir atımı
Somuruk verem sana eşek etini
Ver sazını var git Yusuf Emmi

 
Hava Durumu
Anlık
Yarın
17° 28° 11°